24 Ekim 2016 Pazartesi

Anadolu Efes: Fazla miktarda para, haşmetli bir geçmiş, azami denetimsizlik ve son istasyon!

Anadolu Efes için an itibariyle durum 2015-16 sezonunun bittiği noktadan farklı değil. Her sezon olduğu gibi 2016-17 sezonunda da farklı, heyecan verici birkaç isim daha eklendi kadroya, eldeki oyuncular da heyecan verici isimler zaten. Başantrenörün adı da heyecan verici vs… Sahada geçen sezondan farklı bir şey yok. Bilakis, şaşırtıcı bir şekilde dibe vurmayı her sezon biraz daha aşağılarda yaşayabiliyor Anadolu Efes. Bir başarıdan bahsetmek gerekirse “dip” olarak niteleyebileceğimiz noktayı her sezon bu kadar aşağı çekebilmek de başarı sayılabilir.
2015-16 sezonu için kurulan kadroyu Anadolu Efes tarihinin en iyi kadrosu olarak nitelendirebilmek mümkün. Benim için öyle en azından. Hatta, EuroLeague tarihinde de özel bir yere koyulması gerekir. Skor bu değerlendirmeyi yapmakta önemli bir ölçü değil. Dolayısıyla geçen sezon her hafta daha kötüye giden takımla ilgili teknik değerlendirmeler yapmak herkes için, benim için de, çok daha cazipti. Zira o kadronun bir şekilde doğru basketbolu oynayabileceğine inanmak çok görkemli bir basketbol ziyafetine inanmaktı aynı zamanda.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Biraz da Ömer Faruk'un Penceresinden

Zeljko Obradovic sadece geçmişini göz önünde tutarak "Avrupa'nın bir numaralı koçu" diyebileceğimiz biri değil. Aynı zamanda dünyanın en formda 3-4 koçundan biri. Taraftar gibi anı yaşayan bir topluluk karşısında salt geçmişe dayanarak sınırsız bir krediye sahip olunmaz. Fenerbahçe taraftarları ve tüm basketbol severlerin ona duyduğu sevgi ve saygı da geçmişinden çok 2015-16 sezonundaki kusursuz performansına dayanıyor yüksek oranda. Dolayısıyla söylediği her söz, verdiği her mesaj Obradovic'in tahmin ettiğinden bile çok daha etkin bir karşılık bulabiliyor taraftar cephesinde.

Unicaja Malaga karşısında da gösterdiği kusursuz bir başantrenörlük performansının ardından Ömer Faruk Yurtseven'in kadroda neden yer almadığına ilişkin kendisine gelen bir soru üzerine verdiği uzun cevabın etkisi de bu şekilde olacaktır hiç şüphesiz. Ömer Faruk'un Fenerbahçe'de bu saatten sonra geleceğinin olmasının çok mümkün olmadığı -en azından şimdilik- Obradovic'in söylediklerinden çıkarılabilir ancak bu imkansızlığın, taraftarların Obradovic'in söylemleri karşısında aldığı tavır, bu tavrın herhangi bir mantık veya akıl süzgecinden geçmemesiyle olan ilişkisi de yadsınamaz. Öyle ki Ömer Faruk'un Ülker Sports Arena'ya attığı ilk adımda onu yuhalamak adına hazır bekleyen binlerce kişinin varlığından bahsetmek 11 Şubat 2016 tarihi itibariyle fazlaca mümkün.

Obradovic'in Ömer Faruk'la ilgili bir tepkisinin olması normal ve anlayışla karşılanabilir bir durumdur. En nihayetinde kendisinin de altını çizdiği gibi kişisel olarak Ömer'in insiyatifi karşısında büyük hayal kırıklığına uğramasında herhangi bir sakınca yok. Ancak konum ve intiba olarak iyi bir Fenerbahçe başantrenörü olmanın çok ötesine geçmiş olması sebebiyle Ömer hakkında söylediği her bir kelimenin karşılığını nasıl bulacağı Obradovic'in kişisel olarak ne düşündüğünden daha önemli olabiliyor bazen.

Obradovic'in yaptığı açıklama sonrası taraftardan gelen dönüte bakılırsa Ömer Faruk Yurtseven'in "istenmeyen adam" olduğu sonucuna varabiliriz. Dediğim gibi, Obradovic'in söylemlerine karşı alınan tepkiler asgari sayıda insan tarafından akıl süzgecinden geçiriliyor. Ancak tek taraflı bir sitem üzerine kitlesel bir tepki 17 yaşındaki bir çocuğa karşı gerçekleşiyor. Ki düşündürücü olan bu.

Ömer bugün itibariyle salt kendi kararıyla ABD'ye gitme hakki bile olmayan bir çocuk. Fazlaca yetenekli her basketbol oynayan çocuğun sahip olduğu bir hedefe sahip. Bu hedef doğrultusunda da aldığı bir kamp daveti var. Üzerinden yaygara koparılan bütün mevzu bu davet. Ama önemli olan bu davetin taraftar veya Obradovic açısından değil Ömer açısından ne ifade ettiği ve nasıl bir ruh halini ortaya çıkardığı.

Sorulması gereken soru şudur ki 17 yaşındaki bir NBA adayının Toronto'daki bu kamp için çıkacağı yolculuk öncesi psikolojik durumu nasıl olur? Yani Ömer Faruk Yurtseven evde bavulunu hazırlarken, ya da bundan bir hafta öncesinde yatağa yatarken nasıl bir ruh haline sahipti, neler yaşıyordu?
Obradovic'in arzuladığı şeyleri yapmamış olması, yani kendisine "Pero yok, kalayım mı gideyim mi?" şeklinde bir soru yöneltmemiş olması Ömer'in takımı, taraftarları düşünmeyen bencil bir insan olduğunu mu gösterir? 17 yaşındaki bir çocuk üzerinden kişilik analizi böyle mi yapılır?

Cevap basit: Hayır. Ömer Faruk, 80 milyona yakın nüfusa sahip bir ülkede 2016 yılı içerisinde böyle bir heyecanı yaşayan tek insan ve neler hissettiğini tam olarak anlamak mümkün olmasa da tahmin etmek gayet mümkün. Ve şunu da anlamak gayet mümkün ki Ömer Faruk, Kanada'ya yaptığı yolculuk öncesinde bu tarz şeyleri düşünemeyecek kadar heyecanlıydı yüksek olasılıkla. Zira böyle bir yolculuk öncesinde normal olan, insanoğlunun tabiatına uygun olan 17 yaşındaki bir çocuğun kontrolünü belirli oranda kaybetmiş olmasıdır.

Aksi ihtimali düşünelim. Ömer Faruk, Obradovic'in istediği soruyu sorabilirdi. Zaten mevzu Ömer'in Kanada'ya gitmesi falan değil, Obradovic'in beklediği soruyu sormaması. Varsayalım Ömer, Obradovic'in beklediği soruyu sorup öyle gitti Kanada'ya. Peki bu durumda Ömer'in yaşına oranla nasıl olgun biri olduğunu söyleyip hayret etmeyecek miydik haklı olarak? Şu noktayı kalın harflerle çizelim ve netleştirelim. Ömer'in beklenen soruyu sormamış olması hiçbir şekilde şaşırmamamız gereken gayet sıradan bir durumdur, o kadar.

Asıl önemli olan şudur. Böyle bir durum karşısında 55 yaşındaki bir koç, kontrolünü böylesine kaybederken 17 yaşındaki bir çocuğun kendisi için son derece önemli olduğunu düşündüğü bir kampa yapacağı yolculuk öncesinde kontrolünü kaybetmemesini beklemek ne kadar adildir? Nasıl oluyor da sırf basketbolculuk mesleğini icra ediyor, üniversite sınavları için çalışmıyor diye 17 yaşındaki bir insandan olması gerekenden çok ama çok farklı bir davranış göstermesini bekliyoruz? Bunu ilk önce Obradovic'in düşünmesi gerekir kanımca.

Enes Kanter'in meşhur "tweet" olayına da bu noktadan bakmak çok daha yapıcı olacaktı, bugün de aynı şey Ömer için geçerli. Çok bir fark yok. Obradovic, gösterdiği antrenörlük performansıyla tahmin ettiğinden çok daha kuvvetli bir etkiye sahip ve bu etki 11 Şubat akşamı bir çocuğu hedef tahtası haline getirdi. Ömer'in kendisini savunabilmesi adına en çaresiz olduğu anda hem de.

Bir kez daha altını çizmek gerekir ki Obradovic, Ömer Faruk'a gösterdiği tepki sırasında her cümlesinde biraz daha öfkelendi, biraz daha kontrolü kaybetti. Hayatı tamamen analitik düşünmek üzerine kurgulu bir insandan bahsediyoruz üstelik. Buna karşı 17 yaşındaki çocuğun kontrolünü kaybederek (bu kontrol kaybını aşırı dozda heyecan olarak nitelemek de mümkün) Obradovic'le temasa geçmeden Kanada yolculuğuna başlama hakkı yok. Bu hayli adaletsiz ve hoyratça bir yaklaşım.

Bunun üzerine Ömer Faruk Yurtseven'in -muhtemelen- Fenerbahçe taraftarının önemli bir kesimi için hedef tahtası halini alacak olması ise fazlasıyla can sıkıcı. Böyle bir durum karşısında duygular üzerinden hareket etme hakkı yalnızca Ömer Faruk için tanınmalıdır. Kalan herkes olayı akıl süzgecinden geçirerek tespit yapmak durumundadır.

26 Aralık 2015 Cumartesi

İlk Tur Sonrası Anadolu Efes Mesaisi

Dusan Ivkovic’in 2012 yılında yaşadığı Euroleague şampiyonluğu hiç şüphesiz kariyerinin yüz akıdır. Sadece Olympiakos için değil, Yunanistan basketbolu için çok anlamlı ve sembolik bir şampiyonluktu. Ancak 2015’in aralık ayı itibariyle geldiğimiz noktada bu şampiyonluğun Ivkovic için önemli yanılgıların merkezi olduğunu görüyoruz. Bu yanılgının Ivkovic’in bu gün de vazgeçmediği oyun felsefesi ve bu felsefenin Vassilis Spanoulis ile olan ilişkisi üzerinden şekillendiğini söyleyebiliriz.

Aslında bu sezon Anadolu Efes’te izlediğimiz oyun kurucunun mutlak karar mekanizması olduğu ve etrafının dört topsuz hareketliyle donatıldığı oyun 2011-12 sezonu Olympiakos’unun oynadığı basketbol ile büyük oranda paralel. Yaratıcı sayısındaki darlık ve neticesinde Spanoulis merkezli bir hücum kurgusu. 2011-12’de aynı tanımlamayla açıklanabilecek bir plan Euroleague şampiyonluğunu getiriyor lakin bu sezon -ilk tur grubundan 2. sırada çıkmasına karşın- pek çok açıdan sorunlu, somut bir başarı için hayli yetersiz görünüyor. Bu iki farklı görüntünün altında yatan sebepler bölünerek çoğaltılabilir ancak temelde yatan sebep Vassilis Spanoulis.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Mekanizmaları çalıştırma sorunu

Şirket, fabrika, ülke, şehir veya basketbol takımı… Yönetilen her ne olursa olsun başarıya giden yolda iki temel mekanizmayı çalıştırmamanın kaçınılmaz sonu başarısızlık olacaktır: Denetim ve bedel.

Olası bir sorun sağlam denetim mekanizmasıyla, öncesinden bertaraf edilebilir. Bu sorun yaşanmışsa da sağlıklı bir bedel mekanizmasıyla yenilerinin önüne geçilebilir. Bedel bünyesinde yüksek dozda caydırıcılık barındırır çünkü.

15 Aralık 2015 Salı

Vesely-Udoh-Dixon Üçgeni

Zeljko Obradovic’in Jan Vesely ve Ekpe Udoh’u aynı anda sahada tuttuğu rotasyon Fenerbahçe’yi rakiplerinden daha iyi bir takım haline getirmiyor sadece. Çok daha farklı ve önlem alınamaz kılıyor. Bu iki oyuncu rotasyona tabi tutularak değil birlikte oynadıkları zaman daha verimli oldu sezon boyunca. Hala da öyle. Dolayısıyla Fenerbahçe’yi rakiplerinden çok daha farklı kılan, halihazırda Euroleague şampiyonluğunun en önemli adayı yapan bu birlikteliği bozmanın bir anlamı yok. Kızılyıldız maçının ilk beşi bu anlamda sıkıntılı. Vesely ve Udoh aynı anda başlamıyor çünkü. Bu da kısaların oyun konforunu -gerek hücum gerek savunmada- ellerinden almak anlamına geliyor. Buna hiç gerek yok bu saatten sonra.

Vesely-Udoh ikilisini bütün maç yan yana oynatmak mümkün değil elbette. Ancak maça bu ikiliyle başlamak rakiplerin maç planlarını bozmak, taşları yerinden oynatmak ve onları oyunun kalanı için kırılgan hale getirmek adına işlevsel. Devre başlarında bu ikiliyi yan yana mümkün olan en uzun sürede beraber tutmanın önemi budur. Devamında savunma ve hücum kurgusu paramparça olmuş bir takım kalıyor çünkü Fenerbahçe’nin karşısında.

2 Aralık 2015 Çarşamba

Mahmuti’nin Görevi Ne Kolay Ne De İmkansız

Dusan Ivkovic’le ilgili hayal kırıklıklarımı yazılarımda sıkça anlattım ve gidişat odur ki anlatmaya devam edeceğim. Oyun kuruculara verdiği rol, bu temelde takımın kalanını dışlayan bir oyun planı, kolay sayı bulmak adına hiçbir adım atılmıyor olması, bazı özel yeteneklere -oyun planı anlamında- gösterilen muamele vs… İlerleyen zamanlarda bununla ilgili yazıp çizecek daha pek çok şeyin olacağı açık. Bununla birlikte sezonun ortalarına doğru yaklaşılırken Oktay Mahmuti’nin göstermiş olduğu performans da Ivkovic kadar büyük bir hayal kırıklığı. İki üst düzey koçun kolay sayı bulmaya ve rakip savunma reaksiyonlarına bu denli az değer veriyor olmalarına inanmak çok zor.

Sorunun temeli belli: Hücumu çok boyutlu hale getirememek. Yani her hücumu tahmin edilebilir kılmak. İki koç da bu zaafları azaltmak veya bu zaaflardan kurtulmak için uygun malzemelere sahipken başaramıyorlar bunu üstelik. Darüşşafaka Doğuş için bazı yanlışları içinde barındıran transfer politikasından bahsedebiliriz. Bu hataları sıfırlamak mümkün olmasa da bazı önemli adımlar atılıyor ancak sahada görünen ilerisi için umutlanmayı engelliyor. Zira ne sezon öncesi plana ne de devamında gerçekleşen rötuşlara oyuncuların verdikleri tepki doğaldır ki yeterli değil.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Doğru Plan

Beşiktaş Sompo Japan’ın mevcut kadrosu somut başarılar için hala yetersizdir ancak Yağızer Uluğ’un takıma yerleştirmeye çalıştığı oyun prensipleri titiz kadro planlamalarıyla birlikte uzun vadede önemli başarılar yakalamak adına umut vericidir. Yapılan hatalardan ders çıkarıp bu hatalara sağlıklı reaksiyonlar verebiliyor olmak ise Beşiktaş Sompo Japan için bir diğer önemli artıdır. Sadece 4 gün önce Zenit St. Petersburg karşısında yapılan hatalardan alınan dersler Anadolu Efes’in birtakım yanlışlarıyla birleşince ortaya kıymetli bir zafer çıktı.

Beşiktaş Sompo Japan’ın Anadolu Efes karşısında üstünlük kurmasının en önemli sebebi her maç biraz daha oturan hücum kurgusu. Rakip savunmaların sağlıklı yerleşim yapmalarına izin verilmiyor. Uzun süreler beş şutörü sahada tutan bir takım Beşiktaş Sompo Japan. Daha önemlisi her an her şutör için uygun fırsatın ansızın gelebiliyor olması. Aynı zamanda bu şutörlerin varlığının farklı eksiklerin kapatılması amacıyla kullanılıyor olması.

13 Kasım 2015 Cuma

Olympiakos'un Anlattıklarını Anlamak Gerek

Anadolu Efes playoff’ta oynanacak bir seri için Olympiakos’un tercih edeceği bir rakiptir. Zira Anadolu Efes’te, Olympiakos’un oyun planını işlevsel kılan birtakım sıkıntılar mevcut. Bu sıkıntılar sezon içerisinde kesin olarak giderilebilir durmuyor ancak dün oynanan karşılaşmada görüldüğü üzere rakiplerin bundan faydalanma sıklığı asgari düzeye indirilebilir. Bunu başarmak ve maçın çok daha geniş bölümlerine yaymak imkansız değil.

Anadolu Efes’i Olympiakos için cazip kılan iki önemli özellik bulunuyor. Bunlardan ilki oyun kuruculara yüklenen ağır görev ve iki oyun kurucunun da özel bir lider olmamaları neticesinde kimi zaman bu görevin altında eziliyor olması. İkincisi ise sistemin çok önemli bir bölümünü kaplayan Thomas Heurtel’in mutlak bir savunma zaafı içeriyor oluşu.

12 Kasım 2015 Perşembe

Yapılması Gerekeni Kartal Yaptı

“Türkiye, sorumluluk almaktan çekinen, hata yapma korkusuyla etliye, sütlüye karışmayan yerli oyuncularla kaynıyor.” Bu ifadeyi Kartal ve Beşiktaş Sompo Japan adlı yazımda kullanmıştım ve iddiamın hâlâ arkasındayım. Öte yandan bu, kapsayıcı bir ithamdır ve yeri geldikçe istisna teşkil eden oyuncuların altını çizmek gerekir. Bu istisnaların tepesindeki isimlerden biri de hiç şüphe yok ki Kartal Özmızrak.

Yıllardan bu yana sorumluluktan kaçmak bir yana, sahada bulunduğu her anı gerçek bir oyun kurucu içgüdüsüyle sorumluluk almak için yanıp tutuşarak geçiren çok az genç oyuncu görmüştür Türkiye. Kartal bu nedenle son derece kıymetli. Dolayısıyla üzerinde defalarca durmak, değerini anlatmak gerekir. 10 Kasım 2015 tarihinde çıkan “Kartal Özmızrak kadro dışı kaldı” haberi bu bakımdan son derece anlamlı ve anlatıcıdır.